Sıkça Sorulan Sorular

Sıkça Sorulan Sorular

Gözlerdeki tik genellikle sıkıntılı dönemlerde görülürler.Kendiliğinden geçmiyor ve sizi çok rahatsız ediyorsa bir sinir hastalıkları uzmanına görünmenizi başvurulması gerekir.

Göz altı morlukları genellikle kalıtsaldır. Çoğunlukla koyu tenli kişilerde daha belirgin olan bir problemdir. Göz altı morluğu doğuştan, damarların cilde yakın olmasından, cilde renk veren hücrelerin çokluğundan yada sonradan meydana gelen göz altı morlukları sigara, alkol ve uyuşturucudan dolayı kaynaklanabilir.

İnsanın net görebilmesi, gözün enfeksiyonlara karşı korunması ve göz yüzeyinin kayganlaştırılması için mutlaka gözyaşına ihtiyaç vardır. Gözaşı gözün üst dış kısmındaki ve kapakların iç yüzeyini örten zardaki bezlerden salgılanır ve burun tarafındaki pınarcıklardan buruna aktarılır.

Gözyaşının göz üzerinde düzenli dağılımı için göz kırpma refleksine gerek vardır. Günümüzde sık kullanılan bilgisayar monitörleri ve diğer monitörlü araçlar göz kırpma refleksini azaltarak kuruma meydana getirirler. Hasta bu durumda gözünde yorgunluk, yanma, batma, ışığa duyarlılığın artışı gibi rahatsızlıklar hisseder.

Tedavide planlı çalışma, belli aralıklarla dinlenme, yüzü soğuk suyla yıkama ve gerekirse göz yaşı destekleyici ilaçlar önerilir. Ayrıca monitörden gelen ışınlar yansımalara yol açarak gözü rahatsız eder. Bunu engellemek için koruyucu filtreler ya da antirefle camlı gözlüklerin kullanılması gerekir.

Ani görme kaybına yol açan birkaç hastalık vardır.

Bunlardan ilki ani göz içi basıncı yükselmesidir. Özellikle loş ortamlarda ve sıkıntılı zamanlarda meydana gelen bu durumda göz içi sıvısının gözü terkettiği bölge tıkanır, göz içi basıncı yükselir, göz ağrısı, baş ağrısı ve mide bulantısı gibi şikayetler meydana gelir.

İkinci durum kafa içi basınç artışıdır. Bu durumda başağrısı ve mide bulantısı gibi şikayetler görme bozukluğundan daha fazla dikkati çeker.

Üçüncü olarak beyin damar hastalıklarında meydana gelen ani görme kaybıdır. Bu duruma da diğer şikayetler pek fazla katılmayabilir. Migren hastalığı olanlarda da bahsetmiş olduğunuz şikayetler meydana gelir.

Son olarak gözün sinir tabakasını etkileyen hastalıklar yönünden incelenmeniz gerekir. Kısaca söylemek gerekirse bahsetmiş olduğunuz durum ciddi bir durum olup derhal tanısının konması lazımdır. Bu amaçla öncelikle bir göz doktoruna görünüp daha sonra gerekiyorsa nörolog veya beyin cerrahı tarafından değerlendirilmeniz uygun olur.

Gözlerde ileri derecede kaşıntı allerji, enfeksiyon, göz yaşı azlığı, gözde depozit birikmeleri, yabancı cisim kaçması, göz kapağı ve kirpik hastalıkları, göz yüzeyinde düzensizlik yapan hastalıklar, bağışıklık sistemi hastalıkları, romatolojik hastalıklar, bazı cilt hastalıklarının göz bulgusu gibi pekçok patolojik duruma işaret edebileceği gibi yorgunluk, uykusuzluk ve bilgisayar başında fazla çalışma gibi durumlarda da meydana gelebilir. Bunların ayrımının yapılabilmesi için muayene olmanız gerekir.

Renk körlüğü görme azlığı veya görme kaybına yol açmaz. Renkleri görmemizi sağlayan renkli görme hücrelerinin bozukluğu veya eksikliğinden kaynaklanır. Özellikle Mavi ve yeşil veya Kırmızı ve Yeşil renklerin seçilmesi zor olabilir. Bu hastalık genel olarak kalıtsal ve kadınlardan çok erkeklerde görülen bir durumdur. En sık görülen durum Kırmızı - Yeşil renk eksikliğidir. Bu durum aynı zamanda glokom veya görme sinirindeki bir hasardan da kaynaklanabilmektedir.

Doğuştan renk körlüklerinin çoğu orta derecededir. Renk körlüklerinin tanısı için en sık kullanılan yöntem Ishihara Kartları'dır. Bu kartlarda renkli sayılar ve bulmacalar yer alır. Renk körlüğü olan kişiler bu sayıları okuyamaz ve bulmacaları çözemezler. Bu testin yanısıra renk yumakları da kullanılmaktadır.

Görmede azalma ( hatta gelip geçici olsa dahi )/

Göz önünde yüzen, uçuşan cisimler ( siyah kılcıklar, tüycükler, noktalar, benekler, lekeler )

Işık çakmaları

Tül perde ya da peçe arkasından bakıyormuş gibi görme hissi

Işıkların çevresinde renkli halkalar görme

Gözde ve göz çevresinde ağrı hissi

Göz çevresindeki deride ve gözde kızarıklık

Gözde ödem ve sulanma

Gözlerin birisinin veya ikisinin öne doğru çıkması, fırlaması

Göz kayması, şehlalık

Çift görme

Şeker hastalığı

Yüksek kol tansiyonu, damar sertliği hastalığı

Böbrek hastalığı

Gözün görmesi esnasında uyum rekleksinin bozulması durumudur. Örneğin göz rahatsızlığı olan bir kişinin uzağı net gördüğü gözlükle, yakını net görememesidir. Uyum refleksi yaş olarak kişilerde 40 yaşlarında başlar. Kişi bu rahatsızlığın ihtiyacını yakın gözlüğü ile karşılar. Kişinin bir şeyi yakından okurken gözünü aşırı kısması, daha çok ışığa ihtiyaç duyması, gözün okurken çok çabuk yorulması ve en önemlisi yazıyı uzağa götürme eylemi bu rahatsızlığın başlıca göstergelerindendir.

Bu uyum refleksi bozulan kişiler yakını görmekte zorlandıkları için, yakındaki bir yazıyı okumaya çalışırken, beyin merceğin kırıcılığını artırabilmek için olağanüstü çalışır ve bu kişinin beynini çok yorup, ağrıya sebep olur. Yakın gözlük kullanmaya başladıktan sonra kişinin görmesinde ve genel yaşantısında ciddi bir rahatlama olur.

60 yaşından sonra uyum refleksi sonlanır. Katarakt ameliyatı olan kişi, uyum refleksini tamamen kaybettiğinden yakında tam düzeltme gerekir. Miyop olan bir hasta presbiyop evresinde, gözleri zaten normalden fazla kırıcı olduğu için yakına bakarken gözlüklerini çıkartmaları yeterlidir.

Eğer hasta hem presbiyobi rahatsızlığına sahip hem de uzağı göremiyor ise, ikisini de bir arada sağlıklı bir şekilde yaşam sürdürmeyi sağlayan çok odaklı  gözlük kullanmayı tercih edebilirler.

Gözlük kullanmak istemeyenlerin çok fazla tercih ettiği kontakt lensler, günlük yaşamda kişilere daha konforlu bir yaşam sunduğu için kişilerin tercihlerinin ilk sırasında gelmektedir. Kalın gözlük kullanmaktanda, lens kullanmak görünüm açısından kişiyi daha rahat hissettirmektedir.

Lens kullanımı; göz kusurlarını gidermede gözlükten daha iyi sonuçlar ortaya çıkarmaktadır.

Kontakt lensler, aynı gözlükler gibi optikçilerde satılmaktadır. Ancak tam gözlük numarasına göre hastaya lens vermek uygun değildir. Çünkü lens kullanırken göz numarası yanı sıra, kişinin gözü ile ilgili bazı problemleri olabilir. Lens kullanmaya başlamadan önce, hasta önce bir doktora gitmeli ve göz muayenesi olmalıdır. Göz muayenesi sırasında göz kapak ve kirpiklerinde rahatsızlık veya hassaslık olup olmadığı kontrol edilir. Kişiye, doktor tarafından kendi göz yapısına uygun lens seçimi önerilmektedir. Bunların yanı sıra; hastanın gözünün kornea çapı önemli bir kriterdir. Gözlük reçetesi ile optiğe gidilip lens alınmamalıdır. Çünkü gözlük reçetesinde çap belirtilmediğinden hatalı lens alınabilir. Doktor size uygun kontakt lensi deneyecek ve kontrolden sonra kontakt lens reçtesi yazacaktır. Bu reçete ile gözlükçüden kontakt lesnlerinizi alabilirsiniz.

Herkesin göz yapısı birbirinden farklıdır, uygulanan müdahale ve yapılan tetkikler sonucunda farklı tedavi şekilleri ortaya çıkabilir. Eğer hastanın göz kapağında arpacık tarzında rahatsızlık, kirpikleriyle ilgili problemleri veya göz nezlesi gibi yüzeysel problemleri varsa hasta yumuşak lenslerden uzak durmalıdır. Travma sonucu kapak bütünlüğü bozulmuş ve felç nedeniyle göz hareketleri sürekli ve muntazam olmayan hastalar da kontakt lens kullanmamalıdır.

Kuru göz sorunu olan hastalarda kontakt lens sıkıntı oluşturabilir. Lensin materyaline yani maddesine göre gözde kuruluk hissini artırabilir. Kişinin gözyaşını kendi içine çekip zaten kuruluk sorunu olan gözde kişide aşırı derecede batmaya ve kaşınmaya yol açabilir. Kuru göz sorunu olan kişilere kontakt lens mümkün oldukça verilmemelidir. Kontakt lenslerle uyumak göze zarar verebilir. Fakat son yıllarda 30 gün çıkartılmadan gözde kalabilen ya da sadece bir hafta çıkartılmadan gözde kalabilen lensler satışa sunulmuştur. Kişiler bu kontakt lensleri satın alıp kullanırken kendi göz hassasiyetlerini de göz önünde bulundurmalılar.

Kontakt lens kullanırken dikkat etmeniz gereken diğer bir husus lenslerin hijyen ve temizliğidir. Gözde huzursuzluk hissedildiği anda kontakt lensler hemen çıkartılmalıdır. Huzursuzluk belirtileri; kızarıklık, görmede azalma, batma, yanma, sulanma, kaşıntı ve çapaklanma şeklinde olabilir. Bu tür problemler iki nedenden dolayı kaynaklanıyor olabilir; kişinin gözüne uygun olmayan lens kullanmasından ya da hijyen ve bakım kurallarına dikkat etmemesinden dolayı oluşur.

Renkli lenslerin de miyop, hipermetrop hastaları için olanları mevcuttur. Arasında numara ya da kullanım açısından bir fark yoktur. Hijyen açısından aynı titizlikle kullanılması gerekmektedir. Ancak aradaki tek fark renkli lenslerle gece görüş kalitesi renksiz lensler kadar iyi olmayabilir.