Gastroenteroloji

Batıgöz Cerrahi Tıp Merkezi Gastroenteroloji Polikliniğimiz uzman kadrosu ile sindirim sistemi rahatsızlıkları konusunda hastalarına yüksek memnuniyet oranıyla hizmet vermektedir. 
Ağızdan, anüse kadar tüm sindirim sistemi organları bozukluklarının incelendiği polikliniğimizde ağız, yutak, yemek borusu, mide, on iki parmak bağırsağı, ince bağırsak, kalın bağırsak, safra kesesi, karaciğer, pankreas rahatsızlıklarının tanı ve tedavisi titizlikle gerçekleştirilmektedir.
Ayrıca polikliniğimizde endoskopik tanı yöntemleri ve ultrason teknolojisi hastalıkların teşhis sürecinde yoğun olarak kullanılmaktadır. Gastroskopi ve kolonoskopi anestezi eşliğinde yapılmaktadır.

Gastroenteroloji Polikliniğimizde hizmet verilen alanlar:

Karaciğer Hastalıkları  
• Karaciğer yağlanması, Hepatit B ve Hepatit C hastalığı, Karaciğer Sirozu

Pankreas Hastalıkları

Yemek borusu, Mide ve Bağırsak Hastalıkları 
• Gastrit, Peptik Ülser, Çölyak hastalığı, Akalazya, İrritabl Bağırsak Sendromu,  Ülseratif Kolit, Crohn Hastalığı, Hemoroid

Endoskopik İşlemler

• Gastroskopi
• Kolonoskopi
• Rektosigmoidoskopi
• Perkütan gastrostomi (PEG)
• Polipektomi

Düzenleme Tarihi: 11.11.2019

Hekimlerimiz

Sık Sorulan Sorular

Hepatit karaciğerin dış veya iç bir etkenle meydana gelen iltihabıdır. Hepatit, sıklıkla virüslerle oluşur ve en sık görülen beş adet hepatit virüsü ise A,B,C,D ve E virüsleridir. Daha az görülen virüsler de hepatite yol açmaktadır. Viral olmayan hepatit nedenleri arasında en sık görülen etkenler alkol ve ilaçlardır. 
Hepatit A özellikle gelişmekte olan ülkelere yapılan ziyaretlerde virüsü kapma riski çok fazladır.  Hepatit virüsü taşıyan kişi ile aynı ortamı paylaşmak, korunmasız cinsel ilişkiye girmek gibi durumlarda virüs kapma olasılığı bulunmaktadır ve bu nedenle aşılama çok önemlidir. İlk semptomları grip ile benzerlik gösterir. Belirtiler 2 ile 7 hafta sonra ortaya çıkabilir. Göz beyazında, deride sararma, dışkı açık - idrar koyu olarak görülür. Halsizlik, ateş, ishal, mide yanması, iştah kaybı şeklinde belirtiler görülür.
Hepatit B virüsü, Hepatit A gibi kirlenmiş su ve yiyeceklerde ya da kalabalıklarda bulunmakla, sarılmak, kucaklaşmak, öksürmek, aynı çatal bıçağı kullanmak ile bulaşmamaktadır. Virüsü taşıyıcı bir böcek veya hayvan yoktur. Bulaşma korunmasız cinsel ilişki, bağımlılarda aynı enjeksiyonü paylaşma, aynı jilet ve diş fırçasını kullanma ile bulaşabileceği gibi hepatiti olan anneden doğum esnasında çocuğa da geçebilmektedir. Kesin bir tedavisi olmamakla beraber korunmak çok önemlidir. Hastalıktan korunmak için riskli ortamlarda ve durumlarda bulunan kişilerin önlem amaçlı aşısını yaptırması gerekmektedir. 
Hepatit C, kan yoluyla bulaşır ve genelde doğum esnasında anneden bebeğe geçer. Virüs öpüşme, sarılma, emzirme, yiyecek ya da içeceklerden bulaşmaz ama kan yoluyla geçtiğinden ortak kullanılan jilet, enjektör ile olabileceği gibi korunmasız cinsel ilişki ile de bulaşır. İlk döneminde belirtiler sinsice ilerlediğinden tanı koymak zordur. Teşhisi geciken vakalarda ise siroza ve karaciğer kanserine kadar ilerleyebilmekte ve organ nakline ihtiyaç duyulabilmektedir. Akut dönemde tedavi semptomatiktir. Kronik enfeksiyona yönelik ilaçlar kullanılmaktadır. Aşısı yoktur en etkili yöntem riskli durumlardan korunmadır.
Hepatit D (Delta Hepatiti), daha önce Hepatit B geçirmiş ya da taşıyıcı olan hastalarda görülen ilave bir hepatit virüsüdür. Kan yolu ya da cinsel birliktelik ile bulaşır. Korunma ve tedavi yöntemleri Hepatit B ile aynıdır. Hepatit B hastalarının ortalama % 5’inde Hepatit D görülür.
Hepatit E, temiz olmayan su ve iyi yıkanmamış dışkıya bulaşmış yiyecekler yoluyla bulaşır. İyi pişirilmemiş ya da çiğ hayvansal gıdalar (dana, domuz, tavuk, at eti ve geyik eti ile deniz ürünleri vs.) bulaşabildiği gibi kirli eller ve hijyenik olmayan ortamlarda hazırlanmış her türlü gıda ile de bulaşabilir. Hepatit E ‘nin özel bir tedavisi yoktur. Semptomları gidermeye yönelik tedaviler uygulanır ki bu semptomlar gribal enfeksiyonlarla benzerlik gösterir. Aşı tedavisi yoktur ve en önemli önlem hijyenik şartlarda, güvenli ortamlarda, doğru şekilde pişmiş yiyecekleri ve içecekleri tüketmektir.

Çölyak hastaları, gluten proteinine karşı aşırı duyarlılığı olan kişilerdir. Bu kişiler gluten tükettiklerinde (buğday, arpa, çavdar, yulaf ve paketlenmiş hazır gıdalar gibi) ince bağırsakta alerjik reaksiyon meydana gelir. Bu alerji sebebiyle bağırsakta sindirimde görev alan villus çıkıntıları zarar görür ve düzleşir böylece besin emilimi tam anlamıyla gerçekleşmez. Bu nedenle meydana gelen beslenme yetersizliği neticesinde pek çok farklı hastalık ortaya çıkar. Gelişim geriliği, anemi, kısırlık, geçmeyen ishal, gaz ve şişkinlik problemleri, diş ve diş eti problemleri, kilo kaybı, deri problemleri, kemik erimesi, bağırsak kanseri gibi.
Çölyak yani diğer bir adıyla Gluten Enteropatisi ya da Sprue' nin tek bir tedavisi vardır. O da tüm yaşam boyunca gluten içeren gıdalardan (un, bulgur, irmik, makarna, şehriye, kuskus, hazır çorbalar, baharatlar ve bunlar kullanılarak hazırlanmış yemekler vs.) ve ürünlerden (sabun, şampuan, soslar vb) uzak durmaktır. Bu diyetin yanı sıra doktor kontrollerini aksatmamak da önemlidir.

Kolonoskopide temiz ve sağlıklı bir görüntü için bağırsakların tamamen boş olması çok önemlidir. Bu nedenle, işlemin yapılacağı günün öncesinde doktor kontrolünde bir diyet uygulanmalı ve kalın bağırsağı boşaltmak için ilaç kullanılmalıdır. Aspirin gibi kan sulandırıcı bir ilaç kullanılıyorsa ve bilinen bir ilaç alerjisi varsa kolonoskopi öncesinde hekimden ilaç kullanımı ile ilgili bilgi alınmalıdır. 
İrritabl (Hassas Bağırsak) Bağırsak Sendrİrritabl bağırsak sendromu (İBS) veya huzursuz bağırsak sendromu bağırsak alışkanlıklarında değişiklikle giden ve üç aydan uzun süren fonksiyonel bir sorundur. Kolonoskopi ile bağırsaklarda hastalık olmaması durumunda hastanın yakınmalarına ve muayene bulgularına bakılarak tanı konulur. İBS belirtileri beyin ile bağırsak kasları ileti kusuru sonucunda gelişir. Kalın bağırsaktaki düşük dalga türündeki hareketlerde ve ince bağırsakta gıdaların iletiminde kusur gelişir. Bu düzensizlik bağırsakta aşırı bir hassasiyet veya huzursuzluk yaratarak bağırsaklar ağrıyı daha yoğun algılar. Hastalarda karın krampları ve fonksiyonel bir tıkanıklık tablosu oluşur. Bu durum uzun dönemde psikolojik sorunların oluşumuna yol açabilir.
Akalazya hastalığı yutma güçlüğüne neden olan ve ilerleyen bir yemek borusu hastalığıdır. Akalazya otoimmün hastalık olarak kabul edilir. Öncelikle katı gıdalara karşı yutma bozukluğu ve lokmalar yemek borusunda birikir miktarı ve ağırlığı artınca kapağı zorla açarak mideye geçer. Hastalar birikenleri bolca su içerek yutmaya çalışırlar. Hastalık genellikle yavaş ilerler belirtiler başlangıçta hafiftir. Hastalar zaman geçtikçe yavaş yavaş bu durumlarına alışırlar bu hallerini normal zannedebilirler. Çoğunlukla doktora gecikmeli başvururlar. Akalazya ilerlediğinde yemek borusunun yapısını bozarak genişlemesine neden olur.
Mide, duygusal durumlardan etkilenen bir organdır. Günlük hayatta yaşanılan her türlü stres, anksiyete, sıkıntı, birçok gıda ve içecek mideyi etkiler. Bahar aylarında mide sorunları 3 kat artar. Ayrıca beslenme durumu genetik olarak yatkınlık ve yaş gibi durumlar da rahatsızlığın oluşumunda büyük etkendir.
Mide rahatsızlıklarında midede yanma, ekşime, karın üst bölgesinde ağrı, besinleri sindirmekte zorluk çekme, ağza acı su gelmesi, bulantı, geğirti gibi belirtiler görülür. Bu yakınmalar aç kalındığında artar ve yemek yedikten sonra azalır. Bu durum mide hastalıklarında görülen tipik değildir.