Sinüzit, çoğu zaman basit bir üst solunum yolu enfeksiyonu gibi görülse de bazı kişilerde tekrar tekrar ortaya çıkabilir. Sık sinüzit olmak; baş ağrısı, geçmeyen burun tıkanıklığı ve yüz bölgesinde basınç hissi gibi belirtiler gösterebilir. Kronik sinüzit belirtileri gösteren kişilerde altta yatan yapısal sorunlar, alerjiler ve bağışıklık sistemiyle ilgili faktörler rol oynayabilir.
Sinüzit, burun çevresinde bulunan sinüs adı verilen hava dolu boşluklarında gerçekleşen iltihaplanmadır. Sinüsler, mukus üretir ve bu mukus küçük kanallar aracılığıyla burun içine boşalır. Ancak enfeksiyon, alerji ya da yapısal tıkanıklıklar nedeniyle bu kanallar kapandığında mukus sinüslerin içinde birikebilir. Biriken salgı bakteriler için uygun bir ortam oluşturur ve iltihap gelişir.
Sinüzit akut ve kronik olabilir. Akut sinüzit, soğuk algınlığı sonrası gelişir ve uzun haftalar sonrasında iyileşebilir. Kronik sinüzitte ise iltihap uzun süre devam eder ve sık tekrar gösterir.
Sinüzit belirtileri, sinüslerde biriken iltihabın oluşturduğu basınç ve tıkanıklığa bağlı olarak ortaya çıkar. Şikayetler bazen soğuk algınlığı ile karıştırılabilir; ancak sinüzitte belirtiler daha uzun sürer ve yüz bölgesinde belirgin bir basınç hissi eşlik eder. En yaygın belirtiler şunlardır:
Sinüzit baş ağrısı
Yüzde dolgunluk ve hassasiyet
Koyu renkli burun akıntısı
Burun tıkanıklığı
Geniz akıntısı
Koku alma azalması
Halsizlik ve yorgunluk
Ateş
Kronik sinüzit belirtileri ise daha sessiz ilerleyebilir. Sürekli burun tıkanıklığı, geçmeyen geniz akıntısı ve uzun süren baş ağrıları kronikleşmenin işareti olabilir.
Sinüzitin sık tekrar etmesi geçici bir enfeksiyondan kaynaklanmayabilir. Sinüslerin doğal drenajını bozan bazı faktörler, iltihabın tam iyileşmesini engeller ve enfeksiyonların yeniden ortaya çıkmasına zemin hazırlar.
Sık tekrarlayan sinüzitin en yaygın sebepleri şunlardır:
Alerjik rinit: Alerji, burun iç yüzeyini sürekli şiş halde tutar. Bu şişlik sinüs kanallarını daraltır ve mukusun boşalmasını zorlaştırır.
Burun eğriliği (septum deviasyonu): Burun içindeki yapısal eğrilikler sinüslerin havalanmasını bozar.
Nazal polipler: Burun içinde oluşan yumuşak doku büyümeleri sinüs ağızlarını kapatabilir.
Zayıflamış bağışıklık sistemi: Sık enfeksiyon geçirmek sinüslerin savunma mekanizmasını zayıflatır.
Sigara dumanı: Tahriş edici maddeler sinüs mukozasında kronik iltihaba yol açabilir.
Eksik tedavi edilen enfeksiyonlar: Antibiyotiklerin erken kesilmesi veya yanlış tedavi sinüzitin tam iyileşmemesine neden olabilir.
Üst solunum yolu enfeksiyonları: Sık geçirilen grip ve soğuk algınlığı sonucunda sinüs kanalları tekrar tekrar tıkanabilir.
Sinüslerin sürekli tıkalı kalması, içeride mukus birikmesine ve bakterilerin çoğalmasına uygun bir ortam oluşturabilir. Bu döngü kırılmadığında ise sinüzit baş ağrısı ve burun tıkanıklığı gibi şikayetler tekrarlamaya devam eder. Bu nedenle sık sinüzit olmak, yalnızca semptomları değil, altta yatan nedeni hedef alan bir değerlendirme gerektirir.
Tekrar eden sinüzitin tedavisinde amaç yalnızca mevcut enfeksiyonu geçirmek değil, sinüzitin neden tekrarlandığını ortaya koymak ve kalıcı çözüm sağlamaktır. Çünkü sık sinüzit olmak genellikle altta yatan yapısal ya da alerjik bir sorunun işaretidir. Tedavi planı kişiye özel planlanır ve birden fazla yaklaşım birlikte uygulanabilir.
Tekrarlayan sinüzit vakalarında ilk adım genellikle ilaç tedavisidir. Amaç sinüs içindeki iltihabı azaltmak ve drenajı yeniden sağlamaktır.
Uygun durumlarda antibiyotik tedavisi
Kortikosteroid burun spreyleri
Alerji tedavisi ve antihistaminikler
Ödem azaltıcı ilaçlar
Ağrı ve basınç hissini hafifleten destek tedaviler
Tedavi sürecini destekleyen basit uygulamalar sinüslerin rahatlamasına yardımcı olabilir:
Tuzlu su ile burun yıkama
Buhar inhalasyonu
Bol sıvı tüketimi
Ortam havasını nemlendirme
Dinlenme ve bağışıklık destekleme
İlaç tedavisine rağmen düzelmeyen ve kronikleşen vakalarda cerrahi seçenekler gündeme gelebilir. Endoskopik sinüs cerrahisi ile tıkalı sinüs kanalları açılır ve doğal drenaj yeniden sağlanır. Bu işlem özellikle burun eğriliği, polip veya anatomik tıkanıklık olan kişilerde etkili bir çözüm sunabilir.
Sinüzit tamamen engellenebilir bir hastalık olmasa da, alınacak bazı önlemler sinüzit ataklarının sıklığını ve şiddetini azaltabilir. Özellikle sık sinüzit olan kişilerde koruyucu alışkanlıklar önemlidir. Amaç, sinüs kanallarının açık kalmasını sağlamak ve enfeksiyon riskini azaltmaktır.
Sinüziti önlemeye yardımcı olabilecek uygulamalar şunlardır:
Alerjileri kontrol altına almak: Alerjik rinit tedavi edilmediğinde sinüs kanalları sürekli şiş kalabilir. Düzenli takip önemlidir.
Burun temizliğine dikkat etmek: Tuzlu su ile yapılan nazal yıkama, mukusun birikmesini önleyebilir.
Sigara dumanından uzak durmak: Tütün dumanı sinüs mukozasını tahriş eder ve iltihap riskini artırır.
Üst solunum yolu enfeksiyonlarını ihmal etmemek: Soğuk algınlığı ve grip dönemlerinde erken önlem almak sinüzite dönüşümü azaltabilir.
Ellerin sık yıkanması: Virüs bulaşını azaltarak enfeksiyon riskini düşürür.
Ortam havasını nemli tutmak: Kuru hava sinüs iç yüzeyini tahriş edebilir.
Bağışıklık sistemini desteklemek: Dengeli beslenme, yeterli uyku ve düzenli egzersiz önemlidir.
Bol sıvı tüketmek: Mukusun daha akışkan olmasını sağlar.
Sinüzit baş ağrısı genellikle alın, göz arkası ve yanaklarda basınç şeklinde hissedilir. Öne eğilmekle artması sinüzite özgü önemli bir ipucudur ve çoğu zaman yüz dolgunluğu hissi eşlik eder.
Sürekli burun tıkanıklığı, geçmeyen geniz akıntısı, yüz basıncı, koku kaybı ve uzun süren sinüzit baş ağrısı kronikleşmenin işareti olabilir. Şikayetlerin normalden uzun sürmesi kronik sinüzit olarak değerlendirilir.
Migren zonklayıcı bir ağrıdır ve ışık-ses hassasiyeti yapabilir. Sinüzit ağrısı ise basınç şeklindedir ve burun tıkanıklığı, akıntı gibi belirtiler eşlik eder.
Hafif ve viral kaynaklı sinüzit vakaları bazen kendiliğinden düzelebilir. Ancak belirtiler 10 günden uzun sürüyorsa veya giderek şiddetlenirse tıbbi değerlendirme gerekir.