Otizm, kişinin sosyal etkileşim, iletişim ve davranış alanlarında farklılıklar göstermesi ile karakterize edilen nörogelişimsel bir durumdur. Günümüzde Otizm Spektrum Bozukluğu (OSB) olarak tanımlanan bu durum, her bireyde farklı düzey ve biçimlerde ortaya çıkabilmektedir. Bu nedenle otizm, tek tip bir tablo olarak değil; geniş bir yelpazede değerlendirilen bir spektrum olarak ele alınmaktadır.
Otizm, bireyin etkileşim, sosyal iletişim ve davranış alanlarında farklılıklar göstermesine neden olan nörogelişimsel bir durumdur. Günümüzde Otizm Spektrum Bozukluğu (OSB) olarak tanımlanan bu tablo, her bireyde farklı düzeylerde ve farklı belirtilerle seyredebilir.
Otizme ilişkin belirtiler çoğu zaman 12–36 ay arasında fark edilmeye başlanır. Bazı çocuklarda ise belirtiler daha erken dönemde gözlemlenebilirken, bazı çocuklarda gelişimsel okul öncesi ya da okul çağında daha belirgin hale gelebilir. Bu nedenle otizm, yalnızca belirli bir yaş grubuna özgü değildir, fark edilme zamanı kişiden kişiye değişebilen bir durumdur.
Otizmli bireylerde; sosyal ilişkiler kurma ve sürdürmede güçlük, sözel ve sözel olmayan iletişim becerilerinde sınırlılık, göz teması kurmada zorlanma ve jest–mimik kullanımında farklılıklar görülebilir. Bunun yanı sıra tekrarlayıcı davranışlar, rutinlere bağlılık ve bazı duyusal uyaranlara karşı aşırı hassasiyet ya da duyarsızlık da otizm spektrumunda sık karşılaşılan özellikler arasında yer alır.
Otizmin ortaya çıkış nedenleri günümüzde tek bir faktörle açıklanamamaktadır. Bilimsel çalışmalar, otizmin genetik ve çevresel etkenlerin birlikte rol oynadığı karmaşık bir nörogelişimsel durum olduğunu göstermektedir. Bu nedenle otizm, belirli bir nedene bağlanabilen ya da sonradan kazanılan bir hastalık olarak değerlendirilmemektedir.
Ailede otizm spektrum bozukluğu bulunması, riskin artması ile ilişkilendirilmektedir. Ancak otizm tek bir genle açıklanabilen bir durum değildir; birden fazla genin etkileşimi söz konusu olabilir.
Otizmli kişilerde beynin bazı bölgelerinin gelişim ve işleyiş biçiminde farklılıklar olduğu düşünülmektedir. Bu farklılıklar; sosyal etkileşim, iletişim ve davranışların düzenlenmesinde rol oynayan sinir ağlarını etkileyebilir. Otizm, bu yönüyle beynin gelişim süreciyle ilişkili bir durum olarak ele alınmaktadır.
Gebelik ve doğum sürecine ilişkin bazı faktörlerin, genetik yatkınlıkla birlikte otizm riskini etkileyebileceği üzerinde durulmaktadır. Ancak çevresel faktörlerin tek başına otizme neden olduğu yönünde kesin bir bilimsel kanıt bulunmamaktadır.
Otizm belirtileri; bireyin yaşı, gelişim düzeyi ve otizm spektrumu içindeki yerine göre farklılık gösterebilir. Belirtiler genellikle sosyal iletişim, davranış örüntüleri ve duyusal hassasiyetler alanlarında ortaya çıkar. Her bireyde aynı belirtilerin görülmesi beklenmez; belirtilerin türü ve şiddeti kişiden kişiye değişebilir.
Otizm spektrumunda yer alan bireylerde sosyal etkileşimle ilgili bazı farklılıklar gözlemlenebilir. Bu belirtiler arasında:
Göz teması kurmada sınırlılık veya göz temasından kaçınma
Tepki vermeme ya da geç tepki verme
Karşılıklı iletişimi başlatmakta veya sürdürmekte zorlanma
Duygu ve düşünceleri jest, mimik veya sözel ifadelerle aktarmada güçlük
Otizm belirtileri arasında davranış alanında da bazı tekrar eden ya da sınırlı ilgi alanlarıyla ilişkili özellikler görülebilir:
Tekrarlayıcı hareketler (el çırpma, sallanma gibi)
Değişikliklere karşı belirgin huzursuzluk
Belirli nesnelere veya konulara yoğun ilgi
Otizmli bireylerde duyusal uyaranlara verilen tepkiler farklılık gösterebilir. Bu durum:
Yüksek seslere, parlak ışıklara veya belirli dokulara aşırı hassasiyet
Bazı seslere, dokunma ya da ağrı uyaranlarına karşı düşük tepki
şeklinde ortaya çıkabilir.
Bebeklik döneminde otizm belirtileri çoğu zaman ince ve erken işaretler şeklinde görülür. Bebeklerde dikkat çekebilecek bazı bulgular şunlardır:
Sosyal gülümsemenin sınırlı olması
Göz teması kuramama veya kısa süreli kurma
İsmi söylendiğinde bakmama
Seslere ve yüz ifadelerine karşı ilginin az olması
Bu belirtiler tek başına tanı koydurucu değildir; gelişimsel takip kapsamında değerlendirilmelidir.
İki yaş civarında, iletişim ve sosyal becerilerin gelişimi belirginleştiği için otizm belirtileri daha fark edilir hale gelebilir. Bu dönemde:
Konuşmanın başlamamış olması veya çok sınırlı olması
İşaret etme, el sallama gibi iletişim amaçlı jestlerin kullanılmaması
Taklit davranışlarının görülmemesi
Akranlara ilginin sınırlı olması
Çocukluk ve ergenlik döneminde otizm belirtileri; sosyal ortamlarda uyum güçlüğü, grup oyunlarına katılmakta zorlanma ve duyguları ifade etmede sınırlılık şeklinde görülebilir. Akademik beceriler bireyler arasında farklılık gösterebilir.
Bazı bireylerde otizm belirtileri çocukluk döneminde fark edilmeyebilir ve tanı yetişkinlikte gündeme gelebilir. Yetişkinlerde görülebilecek belirtiler arasında:
Sosyal ilişkileri başlatma ve sürdürmede zorlanma
Sözel olmayan iletişimi (mimik, beden dili) anlamada güçlük
Rutinlere bağlılık ve değişime karşı hassasiyet
Duyusal uyaranlara karşı belirgin tepkiler
yer alabilir.
Otizmin teşhisi, gebelik döneminde ya da doğumdan hemen sonra konulabilen bir tanı değildir. Otizm spektrum bozukluğu, çocukluk döneminde ortaya çıkan belirtiler doğrultusunda değerlendirilir.
Otizm tanısı, kan testleri, görüntüleme yöntemleri ya da tek bir laboratuvar incelemesi ile konulmaz. Tanı süreci; çocuğun gelişimsel özelliklerinin uzman tarafından değerlendirilmesi, davranışlarının gözlemlenmesi ve aileden alınan ayrıntılı bilgiler doğrultusunda planlanır. Değerlendirme sürecinde, çocuğun sosyal iletişim becerileri, dil gelişimi ve günlük yaşama uyumu bütüncül olarak ele alınır.
Gerekli görülen durumlarda, otizme eşlik edebilecek farklı sağlık durumlarının dışlanması amacıyla ilgili branşlardan görüş alınabilir.
Otizm tanı süreci, aşağıdaki değerlendirmelerin bir arada ele alınmasıyla gerçekleştirilir:
Tıbbi ve nörolojik muayene
Gelişimsel ve bilişsel becerilerin değerlendirilmesi
Dil ve iletişim becerilerinin incelenmesi
Davranışsal gözlem ve sosyal etkileşim değerlendirmesi
Günlük yaşam becerilerinin yaşa uygunluğunun değerlendirilmesi
Gerekli durumlarda kan tetkikleri
Değerlendirmeler, tanıyı desteklemek ve çocuğun gelişimsel ihtiyaçlarını doğru şekilde belirlemek amacıyla yapılır.
Otizm spektrum bozukluğunu tamamen ortadan kaldıran, tek başına iyileştirici bir tedavi yöntemi bulunmamaktadır. Otizm, bir hastalıktan ziyade nörogelişimsel bir farklılık olarak ele alınır. Bu nedenle uygulanan yaklaşımlar; bireyin gelişimsel ihtiyaçlarını desteklemeyi, günlük yaşam becerilerini artırmayı ve yaşam kalitesini iyileştirmeyi amaçlar.
Otizmde destekleyici yaklaşımların temel hedefi; bilişsel, sosyal ve işlevsel becerileri mümkün olan en üst düzeye çıkarmak ve bağımsız yaşam becerilerini geliştirmektir.
Beyin gelişiminin özellikle yaşamın ilk yıllarında hızlı olması nedeniyle, erken dönemde başlanan destekleyici uygulamaların gelişimsel kazanımlar üzerinde olumlu etkileri olabileceği bilinmektedir. Erken fark edilen ve uygun şekilde yönlendirilen çocuklarda, iletişim ve sosyal becerilerin desteklenmesi daha etkili şekilde planlanabilir.
Otizmli çocuklarla iletişim ve günlük yaşam süreci, anlayış ve sabır temelli bir yaklaşım gerektirir. Ailelerin, çocuğun gelişimsel farklılıklarını kabul ederek bireysel ihtiyaçlarına odaklanması önemlidir.
Günlük yaşamda tutarlı rutinler oluşturulması, çocuğun kendini güvende hissetmesine yardımcı olabilir. İletişimde sade ve net bir dil kullanılması, karmaşık ifadelerden kaçınılması önerilir. Olumlu davranışların desteklenmesi ve çocuğun güçlü yönlerinin fark edilmesi, gelişim sürecini olumlu yönde etkileyebilir.
Otizmli çocukların gelişimi çoğu zaman uzman iş birliği gerektirir. Ailelerin, sağlık ve eğitim profesyonelleri ile iletişim halinde olması ve önerilen destekleyici yaklaşımları günlük yaşama entegre etmesi önemlidir. Bu süreçte aile bireylerinin kendi duygusal ihtiyaçlarını da göz önünde bulundurması, uzun vadeli uyum açısından destekleyici bir rol oynar.
Otizm, bir hastalık değil; nörogelişimsel bir farklılık olarak tanımlanır. Bireyin dünyayı algılama, iletişim kurma ve davranış biçimlerinde farklılıklarla seyredebilir.
Otizmli bazı çocuklarda konuşma gecikebilir veya sınırlı olabilir. Ancak bu durum her çocuk için aynı değildir ve gelişim bireysel olarak değerlendirilir.
Otizm tanısı, tek bir testle konulmaz. Gelişimsel değerlendirmeler, davranış gözlemleri ve standart tarama araçları uzmanlar tarafından birlikte değerlendirilir.
Otizm, farklı belirtiler ve destek ihtiyaçlarıyla seyreden geniş bir spektrumu kapsar. Günümüzde otizm, alt türlerden ziyade bireysel farklılıkların yer aldığı bir spektrum olarak ele alınmaktadır.