Varis, toplardamarların genişlemesi ve kıvrımlı bir yapı kazanması ile ortaya çıkan, zamanla ağrı, dolgunluk hissi ve estetik kaygılara yol açabilen yaygın bir dolaşım problemidir. Günümüzde varis tedavisinde cerrahi dışı yöntemler ön planda. Skleroterapi, ince ve orta çaplı varislerde tercih edilen bir tedavi yaklaşımıdır. Halk arasında varis köpük tedavisi olarak da bilinen bu yöntem, hasta bilgilendirme ve uygunluk değerlendirmesi sonrası planlanabilir.
Skleroterapi, varisli ve işlevini yitirmiş toplardamarların içine özel bir ilacın enjekte edilmesiyle uygulanan bir varis tedavi yöntemidir. Uygulanan ilaç, damar iç yüzeyinde kontrollü bir etki oluşturarak damarın kapanmasına yardımcı olur. Kapanan damar zamanla vücut tarafından emilir ve dolaşım sağlıklı damarlar üzerinden devam edebilir.
İnce ve orta çaplı varisler ile kılcal varislerde tercih edilebilir. Ayaktan yapılabilmesi, kısa sürede tamamlanması ve günlük yaşama hızlı dönüş sağlaması nedeniyle varis tedavisi seçenekleri arasındadır. Skleroterapinin uygunluğu ve tedavi planı, hastanın damar yapısı ve genel sağlık durumu değerlendirilerek uzman hekim tarafından belirlenir.
Köpük skleroterapinin cerrahi bir girişim gerektirmemesi, uygulamanın kısa sürede tamamlanabilmesine ve hastaların günlük yaşamlarına hızlı şekilde dönebilmesine olanak tanır. Uygulama sırasında hissedilen rahatsızlık genellikle hafif düzeydedir. Tedavi edilen varislerin görünümünde azalma sağlanabilmesi ve bacaklarda şişlik, ağırlık ile yorgunluk hissinin hafiflemesine katkıda bulunması, köpük skleroterapinin değerlendirilen faydaları arasında yer alabilir.
Skleroterapi, varisli damarın yapısına ve yaygınlığına göre planlanan, cerrahi kesi gerektirmeyen bir uygulamadır. Tedavi süreci genel olarak üç aşamada gerçekleştirilir:
Skleroterapi öncesinde hastanın damar yapısı ayrıntılı olarak değerlendirilir. Klinik muayene ve gerekli görülen durumlarda Doppler ultrason incelemesi ile varisin tipi, çapı ve yaygınlığı belirlenir.
Skleroterapi işlemi, ince uçlu iğneler yardımıyla varisli damarın içine özel bir ilacın enjekte edilmesiyle yapılır. İlacın sıvı ya da köpük formu, damarın özelliklerine göre hekim tarafından seçilir.
Tedavinin etkinliğini desteklemek amacıyla hekim önerisiyle varis çorabı kullanımı planlanabilir. Kontrol muayeneleri ile tedaviye verilen yanıt izlenir ve gerekirse ek seanslar değerlendirilebilir.
Skleroterapi sonrası dönem, tedavinin etkinliğini desteklemek ve iyileşme sürecini sağlıklı şekilde yönetmek açısından önemlidir. Uygulama cerrahi bir işlem olmadığı için çoğu hastada günlük yaşama dönüş hızlıdır; ancak bu süreçte hekimin önerilerine uyulması gerekir.
Uygulamanın hemen ardından hastaların kısa süreli yürüyüş yapmaları önerilebilir. Bu durum, dolaşımın desteklenmesine katkı sağlar. Tedavi edilen bölgeye ve varislerin yaygınlığına bağlı olarak, hekim tarafından varis çorabı kullanımı planlanabilir. Varis çorabı, damarlar üzerindeki basıncı düzenleyerek tedavi edilen damarların kapanma sürecini destekler.
Skleroterapi sonrasında uygulama yapılan bölgelerde hafif kızarıklık, morarma ve sertlik hissi oluşabilir. Bu bulgular genellikle geçicidir ve zamanla kendiliğinden azalır. Çoğu hasta için bu süreç günlük yaşamı kısıtlayacak düzeyde değildir.
İyileşme döneminde, uzun süre ayakta kalmaktan veya hareketsiz oturmaktan kaçınılması, düzenli ve hafif tempolu yürüyüşlerin sürdürülmesi önerilir. İlk günlerde sıcak banyo, sauna ve yoğun egzersiz gibi damarları genişletebilecek aktivitelerden kaçınılması gerekebilir.
Tedavi sonrası kontrol muayeneleri, skleroterapinin etkinliğini değerlendirmek ve gerekirse ek seans planlaması yapılabilir.
Skleroterapi tedavisinde seans sayısı, varislerin tipi, çapı ve yaygınlığına bağlı olarak değişkenlik gösterir. Bu nedenle her hasta için standart bir seans sayısı yoktur. Tedavi süreci, ayrıntılı klinik değerlendirme ve gerekli görülen görüntüleme yöntemleri sonrasında hekim tarafından planlanır.
Genellikle ince ve sınırlı sayıda kılcal varisi bulunan hastalarda skleroterapi birkaç seansla tamamlanabilir. Daha yaygın veya orta çaplı varislerin bulunduğu durumlarda ise tedavi, damarların tedaviye verdiği yanıta göre birden fazla seans şeklinde planlanabilir. Seanslar arasında belirli bir süre bırakılarak, uygulamanın etkisi ve damarların kapanma süreci izlenir.
Skleroterapi sırasında hafif bir batma veya yanma hissi oluşabilir. Tedavi sonrası yaşanan hassasiyet tolere edilebilir düzeydedir ve kısa sürelidir.
Uygulama cerrahi kesi içermediği için genellikle kalıcı iz bırakmaz. İşlem sonrası görülebilen geçici morarma veya renk değişiklikleri zamanla azalır.
Skleroterapi her varis hastası için uygun olmayabilir. Uygunluk; damar yapısı, varisin derecesi ve genel sağlık durumu değerlendirilerek alanında uzman bir hekim tarafından belirlenir.
Hafif aktiviteler genellikle kısa sürede yapılabilirken, ağır egzersizler ve yüksek efor gerektiren sporlar için bir süre beklenmesi gerekebilir.