Cam kemik hastalığı, Osteogenesis İmperfekta, kemiklerin normalden çok daha kolay kırılmasına neden olan genetik bir bağ dokusu hastalığıdır. Halk arasında cam kemik olarak bilinmesinin nedeni, kemiklerin cam gibi kırılgan hale gelmesidir. Genellikle ilerleyen yaşlarda görülen cam kemik hastalığı, belirgin semptomlar vermeden ilerleyebilir ve kişinin yaşam kalitesini ciddi şekilde etkileyebilir. Bu rahatsızlık, vücudun kemik yapımında görevli kollajen tip 1 adlı proteinin üretimindeki genetik bir bozukluktan kaynaklanabilir. Kolajen üretimi yetersiz olduğunda kemikler yeterince esnek ve dayanıklı olamaz, bu da sık kırıklarla sonuçlanır.
Cam kemik hastalığı, kalıtsal bir bağ dokusu bozukluğu olarak tanımlanır, COL1A1 veya COL1A2 genlerinde meydana gelen mutasyonlardan kaynaklanabilir. Bu genetik bozukluklar, kemiklerin yapısal bütünlüğünü zayıflatır. Hastalık otozomal dominant geçişli olabileceği gibi, bazı durumlarda genlerdeki spontan mutasyonlar sonucunda da ortaya çıkabilir.
Cam kemik hastalığı çocukluk döneminde fark edilebilir. Ancak bazı hafif formlarda belirtiler yetişkin yaşta belirginleşebilir. Hastalık, kişinin yaşam kalitesini doğrudan etkiler; doğru tedavi, rehabilitasyon ve yaşam düzenlemeleriyle hastalar sağlıklı bir yaşam sürdürebilir.
Osteogenesis İmperfecta hastalığı, genetik bir bağ dokusu hastalığı niteliğindedir. Bu rahatsızlığın temel nedeni, vücudun kemik yapımında görevli olan Tip 1 kolajen adlı proteinin üretiminde meydana gelen bozukluktur.
Cam kemik hastalığı çoğunlukla otozomal dominant olarak kalıtılır. Ebeveynlerden biri hastalık genini taşıyorsa, çocuğa geçme ihtimali %50’ye kadar çıkabilir. Bazı vakalarda ise kendiliğinden gen mutasyonu da görülebilir. Bu durumda, ailede daha önce hastalık öyküsü bulunmaz ancak çocukta hastalık ortaya çıkar.
Cam kemik hastalığının belirtileri ve seyri her bireyde farklı olabilir. Bu farklılık, gen mutasyonunun türüne ve kolajen üretim düzeyine bağlıdır.
Kolajen üretimi azalmışsa, kemikler normalden daha ince ve kırılgandır.
Kolajen yapısı bozulmuşsa, kemikler yeterli dayanıklılığa sahip olamaz.
Bu nedenle hastalık hafif, orta veya ağır formlarda seyredebilir.
Genetik temelin yanı sıra, bazı çevresel veya metabolik faktörler de hastalığın seyrini etkileyebilir:
Kalsiyum ve D vitamini eksikliği, kemik yoğunluğunu daha da düşürebilir.
Hormon dengesizlikleri ve bağ dokusu zayıflığı, kırılma riskini artırabilir.
Fiziksel travmalar, cam kemik hastalarında minimal kuvvetle bile kırığa yol açabilir.
Cam kemik hastalığının belirtileri, şiddetine göre değişiklik gösterebilir. Hafif formlarda kişi sadece birkaç kez kemik kırığı yaşarken, ağır tiplerinde doğum sırasında bile çok sayıda kırık görülebilir. Sık görülen belirtiler şunlardır:
Tekrarlayan kemik kırıkları
Kısa boy ve iskelet deformiteleri
Göz akının mavimsi görünmesi
Dişlerde hassasiyet ve diş minesinde zayıflık
Kaslarda zayıflık ve bağlarda gevşeklik
Eklemlerde gevşeklik ve skolyoz
Çocukluk çağında sık kırıklar yaşanıyorsa, mutlaka genetik kökenli bir bağ dokusu hastalığı araştırılmalıdır.
Cam kemik hastalığının (osteogenezis imperfekta) tanısı, tekrarlayan kırık öyküsü, kemik yapısında zayıflık ve aile geçmişinde benzer durumların varlığı üzerine kuruludur. Ancak hastalığın farklı derecelerde seyretmesi, tanı sürecinde çok yönlü bir değerlendirmeyi gerektirir.
Kullanılan tanı yöntemleri arasında genetik testler, kan, idrar ve biyopsi testleri ile aile sağlık geçmişi bulunmaktadır. Kemik yoğunluğunu ölçmek için görüntüleme teknikleri de tanı sürecinde önemli bir rol oynar. Hamilelik sırasında ise cam kemik hastalığının teşhisi için 14. haftada amniyosentez yapılabilir.
Cam kemik hastalığı belirtileri kontrol altına alınabilir, kemik kırıkları azaltılabilir ve yaşam kalitesi arttırılabilir. Tedavi, multidisipliner bir yaklaşımla ortopedi, fizik tedavi ve genetik uzmanlarının ortak takibiyle yürütülebilir.
Bifosfonatlar: Kemik yoğunluğunu arttırarak kırık riskini azaltır.
Kalsiyum ve D vitamini takviyesi: Kemik metabolizmasını destekler.
Ağrı kontrolü: Kırıklara bağlı ağrıların yönetiminde analjezikler kullanılabilir.
Cerrahi düzeltme operasyonları: Eğriliklerin düzeltilmesi ve kemiklerin güçlendirilmesi amaçlanır.
Kırık onarımları: Uygun cerrahi tekniklerle kemik bütünlüğü sağlanır.
Kasları güçlendirmeye ve kemik yükünü azaltmaya yönelik egzersiz programları planlanır.
Hastanın hareket kabiliyeti artırılarak bağımsız yaşam sürmesi desteklenir.
Su terapisi (hidroterapi) kırık riski düşük egzersiz biçimi olarak önerilebilir.
En belirgin belirtisi sık tekrarlayan kemik kırıklarıdır. Bunun yanı sıra mavi sklera (göz akında mavimsi renk), diş minesinde zayıflık, kısa boy, skolyoz ve işitme kaybı da tanıda önemli ipuçları verir. Hafif formlarda belirtiler geç dönemde fark edilebilir.
Hastalığın tipi çocuğun yaşadığı kırık sıklığını belirler. Hafif formlarda çocuk yalnızca birkaç kırıkla büyürken, ağır tiplerde doğum sırasında bile kırıklar görülebilir. Bu nedenle çocukların erken dönemde genetik testlerle değerlendirilmesi gerekir.
Evet, ancak düşme ve darbe riski olmayan egzersizler tercih edilmelidir. Yüzme, su içi egzersizler ve hafif direnç çalışmaları, kasları güçlendirirken kemiklere fazla yük bindirmez. Uzman fizyoterapist eşliğinde planlanmış egzersiz programları yapılmalıdır.
Anne veya baba hastalık genini taşıyorsa, gebelikte bebeğe geçme olasılığı vardır. Bu nedenle gebelik planlayan çiftlerin genetik danışmanlık alması önerilir. Aynı zamanda cam kemik hastalığı olan kadınlarda gebelik dönemi, doktor kontrolünde ve risk yönetimiyle takip edilmelidir.