Ramazan ayında değişen öğün düzeni ve uzun süreli açlık, vücudun beslenme ve sıvı dengesini yeniden planlamayı gerektirir. Gün içinde enerji kaybı yaşamamak, sindirim sorunlarını önlemek ve genel sağlığı korumak için iftar ve sahur arasında bilinçli bir beslenme düzeni oluşturmak öenmlidir. Ramazanda doğru planlanmış bir beslenme programı; yeterli su tüketimi, dengeli porsiyonlar ve besin çeşitliliği ile hem metabolizmayı destekler hem de oruç sürecinin daha rahat geçirilmesine yardımcı olabilir.
Ramazanda beslenme dengeli olmalıdır. Uzun süreli açlık sonrasında yağlı yemekler tüketmek, sindirim sistemini zorlayabilir ve kan şekerinde dalgalanmalara yol açabilir. Sağlıklı bir Ramazan beslenmesi;
Protein, karbonhidrat ve sağlıklı yağları dengeli içermeli,
Lif açısından zengin olmalı,
Aşırı tuz ve yağdan kaçınılmalı,
Yavaş ve kontrollü tüketilmeli.
Amaç yalnızca doymak değil, vücudu dengede tutmaktadır.
Sahur, Ramazan boyunca gün içindeki enerji düzeyini belirleyen en önemli öğündür. Uzun süren açlık sürecinde kan şekerinin dengede kalması, susuzluk hissinin azalması ve halsizliğin önlenmesi için sahurda bilinçli beslenmek gerekir. Sahurda amaç mideyi doldurmak değil; tokluk süresini uzatan, sindirimi yavaş ve besleyici gıdalar tüketmektir.
Sahur öğününde protein, lif ve sağlıklı yağların dengeli şekilde yer alması gün boyu daha rahat bir oruç süreci sağlayabilir. Yumurta, peynir, yoğurt gibi protein kaynakları mide boşalmasını yavaşlatırken; tam tahıllar ve sebzeler kan şekerinin ani düşmesini önler. Sağlıklı yağlar içeren ceviz, badem ve zeytinyağı ise tokluk hissini destekler.
Sahurda tok tutan besinler
Yumurta ve peynir gibi protein kaynakları
Tam tahıllı ekmek ve yulaf
Yoğurt ve kefir
Ceviz, badem, fındık
Salatalık, domates, yeşillikler
Avokado ve zeytinyağı
Sahurda kaçınılması gereken yiyecekler
Aşırı tuzlu yiyecekler
Kızartmalar
Hamur işleri
Şekerli gıdalar
İşlenmiş ürünler
İftar, gün boyu süren açlığın ardından vücudun yeniden beslenmeye geçtiği kritik bir öğündür. Uzun süre boş kalan mideye bir anda ağır ve büyük porsiyonlar yüklemek sindirim sorunlarına, ani kan şekeri yükselmesine ve halsizliğe yol açabilir. Bu nedenle iftarda amaç hızlı doymak değil; kontrollü, dengeli ve aşamalı beslenme olmalıdır.
Sağlıklı bir iftar, mideyi yormadan sindirimi başlatan hafif bir girişle başlamalı ve porsiyon kontrolü korunarak devam etmelidir. Yavaş yemek, iyi çiğnemek ve öğünler arasında kısa molalar vermek hem sindirimi rahatlatır hem de aşırı yemenin önüne geçer.
Orucu doğru şekilde açmak
İftara su ile başlamak, vücudun açlık süresince hissettiği sıvı ihtiyacını karşılayabilir. Ardından hafif bir besin tercih edilebilir. Sonrasında çorba gibi mideyi hazırlayan ılık ve hafif bir başlangıç yapmak önerilir. Çorbadan sonra 10–15 dakikalık kısa bir ara vermek, tokluk sinyallerinin oluşmasına fırsat tanıyabilir.
Ana yemekte denge kurmak
Ana öğünde tabağın dengeli olması önemlidir:
Izgara, haşlama veya fırında pişmiş protein kaynakları
Sebze yemekleri
Yoğurt veya ayran
Tam tahıllı karbonhidratlar
Bol salata
Aşırı yağlı, kızartılmış ve ağır yemekler mideyi zorlar ve reflü gibi şikayetleri artırabilir.
Porsiyon kontrolü ve yavaş yemek
Uzun açlık sonrası hızlı yemek yemek mideyi gerer ve hazımsızlığa neden olabilir. Küçük porsiyonlarla başlamak, gerektiğinde ikinci bir tabak almak daha sağlıklıdır. Yemeğin en az 20 dakikaya yayılması, beynin tokluk sinyalini algılamasına yardımcı olur.
Tatlı tüketimi
Tatlı tamamen yasak değildir ancak ölçü önemlidir. Şerbetli ve ağır tatlılar yerine sütlü tatlılar veya meyve tercih edilmelidir. Tatlı tüketimi iftardan hemen sonra değil, 1–2 saat sonra yapılmalıdır.
Sıvı tüketimini ihmal etmemek
İftar ile sahur arasında düzenli aralıklarla su içmek gerekir. Gazlı ve şekerli içecekler susuzluğu artırabilir.
Ramazan’da su içmek vücudun sıvı dengesini doğrudan etkiler. Su; metabolizmanın çalışması, sindirim, dolaşım, vücut ısısının düzenlenmesi için temel bir gereksinimdir. Bu nedenle iftar ile sahur arasında yeterli sıvı alınmaması, kısa sürede halsizlikten baş ağrısına kadar birçok soruna yol açabilir.
Yetersiz su tüketimi uzun vadede;
Baş ağrısı,
Yorgunluk ve dikkat dağınıklığı,
Kabızlık,
Kas krampları,
Tansiyon düşüklüğü,
gibi belirtilere neden olabilir.
Günlük su ihtiyacı ortalama 1.5–2 litredir. Bu miktar kişi ihtiyacına bağlı olarak iftar ve sahur arasında dengeli şekilde dağıtılmalıdır.
Evet, sahuru atlamak kan şekerinin hızlı düşmesine ve gün içinde halsizliğe neden olabilir. Aynı zamanda metabolizmayı da yavaşlatır.
Yanlış beslenme alışkanlıkları kilo artışına neden olabilir. Porsiyon kontrolü, dengeli öğünler ve yeterli su tüketimi ile kilo kontrolü sağlanabilir.
Yetersiz su tüketimi, sahurun atlanması ve dengesiz beslenme halsizliğe yol açabilir. Protein ve lif ağırlıklı beslenmek bu durumu azaltır.